Çok tatlı bi yazı....:)

16/3/2008 · Kategori: Yazi_Edebiyat_Siir

Benim çok hoşuma gitti bu öykü, sizinle paylaşmalıyım diye düşündüm:) Ayrıca yaşanmış bir olaymış bu öykü. İyi okumalar!

Dr. Paul Ruskin, öğrencilerine yaşlanmanın psikolojik belirtilerini öğretirken bir olay okuyor
- Hasta ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor.
- Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor.
- Zaman, yer ya da kişi kavramı yok.
- Yalnız, nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor.
- Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor.
- Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor.
- Dişleri yok, yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor.
- Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde.
- Yürümüyor.
- Uykusu sürekli düzensiz.
- Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkessi uyandırıyor.
- Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazken ortada bir sebep yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat figan bağırıyor.
Bu olayı okuduktan sonra, Ruskin öğrencilerine böyle bir hastanın bakımını üstlenmek isteyip istemediklerini sorar. Öğrenciler bunu yapmayacaklarını söylerler. Ruskin, kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onların da yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırırlar.
Daha sonra Ruskin hastanın fotoğrafını dolaştırmaya başlar.
Fotoğraftaki hasta doktorun altı aylık kızıdır.


 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

İstek üzerine bir güzellik yazısı...:)

9/3/2008 · Kategori: Moda_Guzellik_Saglik

  1. Selammmm!
  2. Kısa bir süre önce Moda&Güzellik&Sağlık  kategorisini biraz doldurmam gerektiği hakkında bir öneri gelmişti. Bu siteyi biraz incelediğinizde genellikle en cahil olduğum konuda bile kendi yazılarımı yazmayı tercih ettiğimi görürsünüz. Tabii kopyalanmış yazılar da yok değil hatta bolca mevcut, ama yine de bir şeyler yazacaksam bana ait olsun istiyorum. Bu durumda da yazıların eklendiği tarihler mecburen biraz ileriye kayıyor, her an her dakika yazamayacağıma göre! Her neyse, istek üzerine bu okuduğunuz yazı Moda&Güzellik&Sağlık ailesinin bir bireyi olacak. Yalnız bu seferki benden değil! Zahmetlere katlanıp sizlere yararlı olabilceğini düşündüğüm bir yazı kopyaladım. İyi okumalar:)
  3. GÜNLÜK TEMİZLEYİCİLER
  4. Su
  5. Suyla temastan hoşlanıyorsanız, su ile durulanabilen bir jel veya köpüklü krem kullanın. Musluk suyu, çok temiz de olsa, tek başına kir ve makyaj artıklarını çıkarmaya yeterli değildir. Yüzünüzü durularken ılık su kullanın; ılık su cilt ısınıza daha yakın olduğu için temizleyicilerin yağ ve kirleri daha iyi eritmesine yardımcı olur. Yüzünüzü ılık su ile iyice duruladıktan sonra soğuk su uygulayın, böylece gözenekleriniz sıkılaşacak ve cildinize canlılık gelecektir. Cildinizi temizledikten hemen sonra kurulayın. Su buharlaşmaya başlayınca cildinizi nemsiz bırakabilir.
  6. Sabun
  7. Klasik sabunlar cildi kuruttukları için genellikle önerilmez. Kurumuş bir cilt dayanıksızlaşır, tahriş ve çizgi oluşumuna meyilli bir hale gelir. Bu nedenle sabunsuz temizleyicileri tercih edin.
  8. Jel
  9. Hafif yapıda oldukları için, özellikle karma ve yağlı ciltler için uygundur. Cildi yıpratmadan ve kurutmadan derinlemesine temizlerler. Bazılarında yatıştırıcı ve anti-bakteriyel aktifler de bulunur. İdeal uygulama yöntemi, küçük ve yuvarlak formda bir yüz fırçası* ile uygulamaktır: fırçayı ıslatın, fazla suyunu silkeleyerek atın, fındık büyüklüğünde bir parça jeli fırçanın üzerine koyun ve tüm yüzünüze küçük ve dairesel hareketlerle uygulayın.


Dikkat: Yüzünüzde sivilceler varsa fırça yerine parmaklarınızı kullanın. Fırça sivilcelerinizin dağılmasına neden olabilir.
*Yüz fırçanız yoksa eşinizin veya babanızın kullanmadığı bir tıraş fırçasını temizleyip hijyenik hale getirdikten sonra yüz fırçası olarak kullanabilirsiniz.

Krem

Hassas ve kuru ciltlere daha uygundur. Besleyici ve yumuşatıcı aktifler içerdikleri için kıvamları koyudur. Aynı zamanda yatıştırıcı ve kızarıklık önleyici aktifler de içeren temizleyici kremler, kuru ciltlere konfor ve rahatlık sağlar.

Makyaj çıkarıcı su

Hiç makyaj yapmayanlar veya çok hafif yapanlar için idealdir. Alkolsüz ve renksizdirler; yapıları çok hafiftir, her cilt tipine ve cildin pH oranına uygundur. Durulama gerektirmeden bir pamuk ile yüze ve boyuna uygulamak yeterlidir. Temizleyici ve yatıştırıcı bitkisel özlerle zenginleştirildikleri için cilde sıkılık, güç ve ışıltı verirler.

Makyaj çıkarıcı süt

Yoğun makyajları cildi yıpratmadan çıkarmakta çok etkilidir. Cilt tiplerine uygun değişik içeriklerde olanları vardır. Akıcı yapısı sayesinde yumuşak bir temizlik sağlar. Yüz ve boynunuza bir pamukla veya parmak uçlarınızla uygulayabilirsiniz. Sonrasında süt artıklarını temizlemek için tonik uygulayın.

Makyaj çıkarıcı yağ

Yoğun ve suya dayanıklı makyaj yapanlar için uygundur. Dayanıklılığı yüksek ve yağlı rujları, suya dayanıklı rimelleri tam anlamıyla çıkaran yegane temizleyicilerdir. Adları "yağ" olsa da yağsız ve her cilt tipine uygundurlar. Nemsizliği önlerler. Genellikle öz yağlarla, anti-age aktiflerle ve yatıştırıcı ajanlarla zenginleştirilmişlerdir. Cilde satenimsi bir görünüm ve yumuşak bir dokunuş kazandırırlar.

Makyaj çıkarıcı mendiller

Hafif makyaj yapanlar ve zamanı az olanlar için idealdir. Temizleyici ajanlarla nemlendirilmiş ve alkolsüz olan bu mendiller göz dahil, yüz ve boyundaki makyajı hızla ve yumuşaklıkla çıkarır. Özellikle yolculuklarda son derece pratiktir. Pek çok çeşidi vardır: kuru ciltler için kremli olanlar, hassas ciltler için yatıştırıcı olanlar, nemlendiricililer vb.


Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Hayata biraz ''action'' lazım!

27/2/2008 · Kategori: benim_ yazdiklarimm

Selamlaaaar!
Bu başlık bir hayli ilginç oldu galiba ama inanın aslında bu yazı için elimde çok fazla materyal bulunmamakta! ''Aksiyon'' ise önemli bir yer kaplar hayatımda! Vukuatsız günüm geçmez, iyi de olsa kötü de olsa mutlaka bir gün içerisinde kalbimin temposunu arttıracak ilginç bir olay yaşarım! Ve de halimden çok memnunum...Kişisel olarak ne düşünürsünüz bilemem ama herkese de böylesini öneririm. Yani fazla huzurlu şeyler istemeyin hayattan, sizi sakinlik ve huzurluluk değildir bence mutluluğa götüren,  bence sizi mutlu yapan gün içinde kafanızı bile kaşıyamayacak kadar yoğun olduğunuzu hissettiğiniz andır, bazen insana müthiş acayip gelen olaylar yaşamanızdır, ya da en azından yaşadığınızı düşünmenizdir! Bazen bunun önemini anlayamayan insanların eleştirilerine rastlarız orda burda, derler ki; ''Kendini yormak için mi uğraşıyorsun!''  Oysa insan kısacık zaman dilimlerinde ne de çok iş yapabildiğini gördüğünde daha da bağlı yaşamaz mı hayata? Herkesin bildiği gibi, yapacak bir şeyin yoksa nasıl geçer ki zaman?

Her neyse, bu maceralardan yoksun kalanlara en kısa zamanda mutlu bir hayata sahip olmalarını diliyorum ve asıl konuya geliyorum. Hayatı yukarıda bahsettiğim gibi yaşadığınızda bir nevi aksiyonlu bir hayatınız oluyor. Yani birileri bu yaşadıklarınızı izleseydi herhalde onun da kalbi sizin o olayı yaşadığınız andaki gibi güm güm atardı! Üstelik biz bunu yapıyoruz. Yani çeşit çeşit filmler, diziler seyrederken bu hissi tadıyoruz. Benim bu yazıda bahsedeceğim  konu bu. Aksiyon dolu filmler ve diziler!

Çoğu yerli insanımız aksiyon konusunda yabancı dizilerin 1 numara oldukları konusunda hemfikirler. Bana sorarsanız....Ben bu yabancı dizileri aslında izlemek istiyorum. Tanıdığım bir isim var, geçen yaz tam bir Lost fanatiği olmuştu. Hala da öyle sanırım. Onun sayesinde yanacı dizileri merak etmeye başladım, ama yaz gelene kadar kısmet olmaz herhalde o dizileri izlemek! Ancak yabancı dizilerin yanında ne kalır bilmiyorum ama benim aksiyon dizisine örnek verebileceğim takip ettiğim bir dizim var: Genco! Bu dizi yazın başlamıştı Kanal D'de. İlk bölümleri bence çok neşeliydi, çok güzeldi. Ama son iki aydır diziye kötü olaylar karıştırdılar. Tesadüflerin ardı arkası kesilmedi, yok o onun kardeşi, Genco'nun kardeşi kankasıyla çıkıyor, kardeşi olduğunu söyleyemiyor, kızın sevgilisi sanndığı o kurnaz adam kıza kızın haberi olmadan neler neler yapıyor...İşler karıştı yani! Ve tahminimce dizi birkaç bölümden sonra biter. İşte bu son bölümler dizinin en heyecanlı kısımları. Örneğin biz cumartesi akşamları genelde dışarıda oluruz, ama Genco sayesinde artık cumartesileri evde geçiriyoruz:) Her neyse, aksiyon derken demek istediğim buydu kısaca. Ayrıca senaristlerin de işlerinin gerçekten zor olduğunu belirtmek isterim. Akıllıca kurgulanmış bir merak olgusu var Genco'da! Gerçi her dizide var... Yabancı dizilerde daha üstün olduğuna ben de iannıyorum ve gerçekten o dizilerin de birgün mutlaka tadına bakmak istiyorum!

Yazıyı burda bitiriyorum arkadaşlar. Hepinize mutlu günler diliyorum.

NOT: Bir gün siteye yazının en başında bahsettiğim ''yaşam aksiyonları'' konusunda bir yazı yazacağımdan yüzde yüz emin olabilirsiniz! :)

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Enfes müzik karışımları......!

16/2/2008 · Kategori: Muzik

Selam!

Biliyorum, müzikten çok fazla söz ediyorum ama kendime de engel olamıyorum sevdiğim sanatçılar hakkında yazmakta...

Dinlemesini bilenler için müzik gerçekten hayatın en güzel şeylerinden biri! Müziksever olmayan var mıdır diye çok merak ediyorum aslında...Böyle bir durumu düşünmek bile istemem aslında, ne kadar büyük bir kayıp o kişi için... Nasıl müziksever olunacağına gelince...bunun tek bir yolu var: Çok basit! Tabii ki dinleyerek...

 

Her neyse...Müziksever kişiler bu başlığı gördüklerinde ağızlarının suyu akmaya başlamıştır herhalde..:) O kadar enfesler ki...

Öncelikle yazıya henüz başlamadan önce belirtmek istediğim bir şey var: Az sonra bahsedeceklerim birer öneri değil, yanlış anlaşılmasın! Siz eğer gerçekten dinlemeyi seven biriyseniz benim az sonra yazacağım bu üstü kapalı cümleleri okuduğunuzda zaten derhal bahsedilen şarkıları dinlemek isteyeceksiniz. Size şarkıların öyle bir reklamını yapacağım ki o şarkıları dinlemek için çok sabırsızlanacaksınız:) Tabii gerçekten müzikseverseniz...Yazıya başlıyoruz o zaman!

 

Benim en çok kalbime dokunan, tüylerimi diken diken eden sözlerin sahipleri kimler biliyor musunuz? Teoman, Şebnem Ferah, Nev ve Badem.... Biraz aşağılara inerseniz Badem ile ilgili bir yazı göreceksiniz. Merak edenler için doğru bir adres! Geri kalan üç isimden de bolca bahsetmiştim öncelerde, ama onlar böyle daha bir öneri biçimindeydi. Şimdi isterseniz ayrıntılara girelim, derinlere inelim...

 

''Yapraklar yatağın olsun, kırlangıçlar arkadaşların, yıldızlar yorganın olsun, hem zaten gökte işsiz güçsüz duruyorlar...''   Bir düşünün lütfen...Yapraklar yatağınız...Kırlangıçlar arkadaşlarınız...Yıldızlar yorganınız...Yaprakların üzerinde uzanmışsınız, yatağınız ya... Doğal olarak gözleriniz gökyüzüne doğru bakıyor, orada da yıldızlar var...Öylece yatıyorsunuz, yapraklar yatağınız, yıldızlar yorganınız...Kırlangıçlar da arkadaşlarınız!  Böyle bir hayal gücü olabilir mi Allah aşkına? O kadar güzel şarkı ki... Teoman- Rapsodi İstanbul...

 

Teoman'dan devam ediyoruz...''Bir kar tanesi o, kon dilimin ucuna...Bir kar tanesi, eriyor ağzımda...''  O hisleri gerçekten yaşamış gibi oluyorum şahsen...Teoman-Kupa kızı sinek valesi...

 

Ve şimdi de garip bir gönülçelene geldi sıra...''Gönülçelen, gönülçelen...Aynı anda utanmadan...Hem kırıcı hem kırılgan...Yordun beni gönülçelen... Gönülçelen gönülçelen...Biraz gerçek biraz yalan...Hem yara bandım hem yaram...Bitsin artık gönülçelen...'' Tuhaf bir gönülçelen, değil mi? Hem kırıcı hem kırılgan, biraz gerçek biraz yalan, hem yara bandım hem yaram... Teoman-Gönülçelen... E haliyle gönülçelenin açtığı yaraları sarmak için de bir doktora ihtiyaç var: ''Doktor doktor! İnsanlar hiç bilmiyor...Doktor doktor! İnsanlar hiç görmüyor...Doktor doktor! İnsanlar hissetmiyor...Doktor doktor! Kimse beni sevmiyor....!!!''  diye nasıl da yalvarılır doktora bazen... Teoman- doktor...

 

Şimdi gelelim Şebo'ya. O tek kelimeyle süper!



Bazen aşk fazla gelir bazılarına...Nasıl inanabiliriz ki onlara? Sevgileri uzaktadır aslında, nefes alsak da yanlarında...Bu aşk faladır onlara...!! Şebnem Ferah-Bu aşk fazla sana...Benim Şebo fanı olmamdaki ilk adımdı bu şarkı!



Hele ''Sigara''... Özellike başı öyle güzel ki... ''Aslında ben de isterim emeklemeden koşmayı...Güzel elbiselerle makyaj yapıp dolaşmayı...Aslında ben de isterim düşünmeden konuşmayı...Küçük bir oyun içinde önemli kişi olmayı...''    Yaa, ne güzel olurdu değil mi emeklemeden koşmak, güzel elbiselerle makyaj yapıp dolaşmak, düşünmeden konuşmak, küçük bir oyun içinde önemli kişi olmak...Beni bu şarkının en çok burası bitiriyor işte,  oysa ki ne kadar kolay emeklemeden koşmak, düşünmeden konuşmak...Ve sonunda mutlu ediyor insanı, oysa bilen biliyor, mutlu olmak hiç basit bir iş değil. Oysa ki emeklemeden koşmak, düşünmeden konuşmak o kadar basit geliyor ki kulağa, aynı zamanda da huzur verici....Şebnem Ferah-Sigara...


Bir de ''Çocukken Sahip Olduğum Rugan Ayakkabılar'' var. Şebnem'in çocukken sahip olduüğu kırmızı rugan ayakkabıları varmış...Onlar da ''onun'' gibi çok tatlıymışlar ama canını yakarmışlar...Acıtırmışlar... Öyle şeyler söyleyebilmek istermiş ki Şebnem, anlatabilmek...Her kelimesi ''onu'' çeksin, saklasın bir yerlerde derin...Öyle şeyler gösterebilmek istermiş ki resmedebilmek...Rüzgar olmak istermiş ki essin ''onun'' etrafında serin....Şebnem Ferah- Çocukken sahip olduğum kırmızı rugan ayakkabılar...


Şebnem mayın tarlasında bir adam sevmiş, aşk sanıp da...Soyunup korkusuzca çırılçıplak kalmış...Aşk filmlerinde olur ya, işte öyle sevmiş sonunda...Bedeni sağlam bulunmuş, yüreği paramparça...Şebnem Ferah-Mayın tarlası...


Bir de ''Yağmurlar'' var son olarak favorilerimde...Orada etkilendiğim sözü söyleyeyim size: Beni sevmezsen yağmurları sev...Bulutlar ağlasın, sen gül güneş doğsun yeniden...''...Şebnem Ferah-Yağmurlar....


Nev'e geçelim mi? Benmişim'den başlamak istiyorum. Nasıl bir meçhul kişilik şarkısıdır bu, hastasıyım! ''Benmişim, kendimden bir korkak yaratmışım, kendimi korurken en çok ben ürkütmüşüm! Benmişim kendimi savunurken en çok hançerleyen...Bir meçhul olmuşum failinden...Ama beni bana küstüren, beni bana kırdıran kalpsizin hiç suçu yok mu?''  diyen biri kimin kalbini fethetmez ki? Hatta bu şarkıyı çok sevdiğimden şarkı sözlerini siteye koymuştum bir müddet önce. Daha fazlası için Şarkı Sözleri kategorisinin en son eklenen yazısına bakınız!


Bir de ''Zor''... Yazı fazla uzun oldu, biliyorum, o yüzden bana en çok dokunan sözleri yazıp geçeyim, ne dersiniz? ''Sen benim kördüğümüm, tutamadığım gözyaşım...'' ve ''Oysa ben seni tüm yalanlardan daha çok seviyordum...''...


''Sen gibi...'' ... Koyamadım kimseyi, yerine sen gibi...Sevemedim kimseyi, içimdeki sen gibi....


''Sükut-u Hayal''... Ayakta hislerim, dilimde düğümler...Söz geçmiyor ki kendime!..

Benden bu kadar! Hoşçakalınn, yorum yazmayı da unutmayınn:)

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

GüZeLLik DeRTLeRi....!

9/2/2008 · Kategori: Moda_Guzellik_Saglik

Merhabaaa...:)
Az önce eski yazılarıma bir göz attım da, neler yazmışım nelerrr! Çat kozmetik gıcıklıkları sinirimi bozmuş yazmışım, pat ünlülerin moda anlayışları komiğime gitmiş sizlerle paylaşmışım, Avril evlenince çok değişti diye dertsiz başıma dert almışım, çocukluğumu özlemişim ''nostalji''ye takılmışım, kibirli insanlardan nefret etmişim, hayatın bana attığı kazıklardan sonra insanların ''değerini bilmeye'' çalışmışım...Belki de yabancısınız bu saydıklarıma, eğer çok merak ediyorsanız eski eklenen yazıları bir dolaşın. Malum, sitenin eski ziyaretçileri bilir bunları:)  Neyse! Sizin de hakkında uzun uzun konuşabileceğiniz favori derdiniz güzellik dertlerinizdir herhalde. Yanılıyor muyum? Sonuçta bu konu hakkında konuşmak inanılmaz zevkli kızlar arasında, yani kız görüntüsünden hiç memnun olmasa bile bu sohpetlerin arasına katılmaktan çok hoşlanır gibime geliyor.
 
En büyük derdim ne biliyor musunuz? Sivilce:) Tabii bu dert yalnızca güzellik dertleri kategorisindeki 1 numaralı dert, yani tüm dertlerin arasındaki en büyük derdim değil! Benim aslında bin türlü güzellik derdim var ama çok da bakımsız bir insan zannetmeyin beni:) Yani uğraşıyorum, en azından temiz ve bakımlı görünmek için. Tabii ki  bunların yanı sıra güzel de görünmek istiyorum ama o kadarıyla hiç upraşacak halim yok...Zamanım yok... Ama hepsinden önemlisi içimden hiç uğraşasım gelmiyor. Mesela bu sivilceler yüzünden her akşam böyle temizleyici bir sabun gibi bir şeyle (!) yüzümü yıkamak zorundayım ya, ona bile üşendiğim zamanlar oluyor bazen. Bu arada sabun dedim ama ben aslında jel kullanıyorum; Clean Clear  Advantage Akne Jeli:)  Ama ne yaparsam yapayım geçmiyorlar bir türlü!

En iyi baktığım böle dudaklarım:) Ama bana şöyle bir baktığınızda bunu farketmeniz  imkansız!  Çünkü sanki dudaklarım yok gibi, neredeyse  görünmüyorlar:)  Ama aslında en bakımlı bölge onlar diğerlerine kıyasla. İşin aslı ben de bu bakıma yeni başladım sayılır.Yaklaşık bir ay oldu. Nasıl başladığıma gelince...Bir markette Nivea'nın bir dudak kremini gördüm, fazla bütçemi bozan bir ürün olmadığından satın aldım, haliyle kullanmaya başladım. Çok yumoş yapıyor dudakları! Size de tavsiye ederim. Üstelik renksiz bir dudak kremi bu. Adı da Nivea Repair&Protection Lip Care.  Ben her an her yerde aklıma geldikçe sürüyorum. Ama hiçbir zaman dudaklarım dolgunlaşmayacak, biliyorum:) Bu ürünün görevi de bu değil zaten, görevi yumoş yapmak:) Neyse, devam edelim:)

İnanır mısınız, makyaj yapan insanlara fena halde özeniyorum! Çünkü makyaj yapmıyorum, yapamıyorum, içimden gelmiyor! Ve tahmin edeceğiniz gibi bu durumdan hiç hoşnut değilim. Yani makyaj mucizelerinden yararlanmış kızlar gördüğümde orda burda, kendi halime bakıp çok üzülüyorum! Ama ne yapayım ki, HİÇ İÇİMDEN GELMİYOR....:(

Aman boşverin, öenm kazanan her şey dalgasına bu dünyada! Ben de eskiden çok takardım bu dertleri, ama sonra sallamaya karar verdim! Tamam, belki güzel olanlar insanların gözünde daha hoş birer kişilikler ama burada dağ gibi kendiniz hakkında düşünceleriniz dururken başkalarının fikrinin hiçbir önemi yok. Unutun gitsin! Hem kim her zaman vücudundan tam anlamıyla memnun oluyor ki? Önemli olan dış güzellik değil iç güzellik. İnsanların fikirlerinin de bu yönde değişmesi biraz zaman alacak biliyoruz ama yine de, en azından kendinizi iyi hissetmeniz için böyle düşünmeye değer!
Ne diyor Göksel? ''Boşver kılıfımı, boşver! Benim içim güzel...Boşver süsü püsü, boşver! Sade sade bana gel...''
Aman yine de kontrolü tamamiyle elden bırakmayın, temiz ve bakımlı görünmeye özen gösterin:)
Unutmayın ki kimse pis bir insanla beraber takılmak istemez! Her şeyden önce haftada en az iki kez banyo yapın, dişlerinizi günde sabah ve akşam olmak üzere iki kez fırçalayın, fazla kir ve ter kokmamak için çabalayın, tırnakları fazla uzatmayın. Unutmayın, bu kurallar çok da güzellikle alakalı değil, Her şeyden önce sağlıklı bir yaşam ve insanlar arasında saygı kazanmak için geçerli olan temel kurallar. Bunları uygulamayan, her daim pis ve bakımsız görünen birisi toplum içinde çok ama çok dışlanan birisi olur. İnsanlar o kişinin yanına bile yaklaşmak istemez! Benim ''unutun gitsin!'' dediğim şeyler kendinizi ''ben çirkinim!'' diye komplekse sokmamanız için söylediğim öğütlerdi.(!). Oysa bu kuralların güzellikel çirkinlikle hiçbir alakası yok, öyle değil mi? Kendinizi güzellik açısından yeterli bulmazsınız belki ama en azından ''Ben temizim!!'' diyebilirsiniz.
Yani sözün özü şu ki; güzellikle ilgili dertlerinizi sallayın!
Ama temizlik kurallarını çok ciddiye alın çünkü pis dolaşıyorsanzı kendinize saygınızın olmadığı gibi, başkalarına da saygınız yok demektir.

Sevgiyle kalın....! :)

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Online Blogcu Ziyaretçi Sayacı