Süper bir fıkra...! :)

3/5/2008 · Kategori: Komedi_Geyik_Eglence

Padişahın biri,

-'Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın
vereceğim!' demiş.

Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar
yalana;

1''Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.''

Padişah,''Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, arslan
da kuzu kadar minik bir yavru.

Kaptı mı götürür tabii!..''

2''Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..''

Padişah,''Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını
düşürmüş. Taç da

pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin
kafasındaysa, kral

odur tabii!..''

3''Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay
sonra geri döndü!''

Padişah,''Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür.

Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer
bulamayıp yere

inmiştir.''

Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş
ve kimse padişaha bu

yalandır dedirtememiş.

4-Ama bir gün bir adam gelmiş;

''Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp
dolusu altın almıştın.

Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver.


Yalan değil dersen borcunu öde!..

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

Bir şarkı bu kadar mı güzel yorumlanır...!

23/4/2008 · Kategori: Muzik

Merhabalar arkadaşlarrr!!
Çok uzun zamandır yoktum ortalarda:) Bu kısacık boş zaman kırıntısında bile bloga yazı yazma isteğindeyim. Çok uzun yazamayacağım. Bu da bir müzik yazısı olacak, ama bu sefer bir dolu şarkı değil de tek bir şarkı önereceğim. Şu sıralar en çok hoşuma giden şarkı, bazen dinlerken ağlayasım geliyor, o duyguları yaşamış biri olarak! Tamam, yeterince meraklandıysanız şarkıyı açıklıyorum:)

Şimdiii, haberiniz olduysa klasik Teoman parçalarının günümüzün en popüler şarkıcıları tarafından yorumlandığı bir albüm çıktı: Söz Müzik Teoman... Klasik Teoman parçaları işte bildiğiniz, Gönülçelen, Sürpriz, Güzel Birgün, Paramparça ve saire...Müzik kanallarında Paramparça'nın görüntülerine rastlamanız mümkün, bu parçayı Sezen Aksu seslendirmiş. Ama açıkçası ben Sezen Aksu yorumunu çok sevmem, ama bu yeni versiyon niteliğindeki çalışmada müzik daha hoş olmuş yorumun dışında. Benim hoşuma giden bir yorumcu var  ki, off nasıl bir söyleyiştir aklım almadı! ''Sürpriz'' adlı parçayı Emre Aydın seslendirmiş, pek güzel olmuş! Şarkının sonlarına doğru Teoman da kısacık bir bölüm söylüyor, o kadar güzel olmuş ki! Mutlaka dinlemelisiniz. Sözleri de çok başarılı ayrıca, hele nakaratı...

Benden bu kadar arkadaşlar! Tekrar görüşmek dileğiyle, yorum yazmayı unutmayın :)

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

Bilgisayar testi ...:)

23/4/2008 · Kategori: Komedi_Geyik_Eglence

Bilgisayar Testi

1. Internet alemine verilen bir diğer ad nedir?
Devri alem
El alem.
Sanal alem.
Banal alem.
Harcıalem.

2. Taşınabilir bilgisayarın adi nedir?
Kalk gidelim.
Kıçüstü.
Başüstü.
Dizüstü.
Pilavüstü.

3. Bilgisayarın elemanlarını oluşturma işlemine ne ad veriliyor?
Konvansiyonel.
Motivasyon.
Konfigurasyon.
Modernizasyon.
Losyon.

4. CD sürücülere alternatif yeni sistemin adini, aşağıda belirtilen seçenekler arasından seciniz?
DeVe.
DeVeDe kulak.
DVD.
OzCD.
HakikiCD.

5. Bilgisayar bilgilerinin saklandığı yerin hacmini belirleyen ölçüyü biliyor musunuz?
Battal boy.
Kilo.
Hektar.
Hektor.
Byte.

6. Monitörlerin büyüklüğünü hangi ölçekle ölçer bu bilgisayar camiası?
Karış.
Arşın.
Göz kararı.
Dirhem.
İnç.

7. Rewriter ne ola?
Yazgac.
Yazar.
Yazarkasa.
CD yazıcı.
Reyazar.

8. Bilgisayarlara virüs göndererek suikastlar düzenleyen sanal alem teröristlerine verilen ad nedir?
Killer.
Hacker.
e-sapık.
e-cani.
e-Allah tependen baksın e mi?

9. Internet ortamında sohbet etmeye ne deniyor?
Cen cen.
Cet cet.
Dir dir
Vir cir.
Lak lak.

10. Pekiiiii, sohbet etmek için bir isim almak gerekiyor. Ne onun adi?
Göbek adı
nick name
nick nolte
dedektif nick
eşgal

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

İlginç ölümler

26/3/2008 · Kategori: Komedi_Geyik_Eglence

Dünyadaki en ilginç ölümlerden bazıları

Yaşamak kadar gerçek olan ölüm, kabullenilmesi zor bir durum. Ölüm, sadece
trafik veya uçak kazalarıyla gelmiyor. Çok küçük işler gibi görünen birçok
olay da can kaybına neden olabiliyor. Kişinin karşısına nerede ve nasıl
çıkacağı belli olmayan ölüm, bazen ilginç vesilelerle geliyor.

İşte en ilginç ölümler:

- Buenos Aires'te karısına sinirlenip onu öldürmeye karar veren adam, otelin
23. katındaki odalardan karısını aşağıya atar. Kadın elektrik tellerine
takılır. İşini sağlama almak isteyen adam, karısının peşinden atlar. Tellere
tutunamaz, yere çakılır.

- Mısırlı çiftçi, Nil Nehri'ne düşen tavuğunu kurtarmak için suya atlar.
Ancak girdaba yakalanır. Kıyıya dönemeyince, bağırarak yardım ister. Bu kez
oğlu atlar suya. O da girdaba kapılır. Beraberce yardım isterler. Derken
adamın kızı, karısı da aynı kaderi paylaşır. Sonunda tavuk kurtulur ama
ardında 6 ölü bırakır.

- Iraklı terörist Khay Rahnajet, içinde bomba olan paketi postayla suikast
adresine göndermeye kalkar. Ancak yeterli sayıda pul yapıştıramadığı için,
paket ev adresine geri gönderilir. İçinde bomba olduğunu unutan acemi
terörist paketi açar ve sonrası malum.

- Astronot biliminde çığır açan Danimarkalı bilim adamı Tycho Brahe,
vaktinde tuvalete giremediği için öldü. 16. yüzyılda yemek bitmeden sofradan
ayrılmak hakaret sayılırdı. O gece, şölene gelmeden önce tuvalete girmeyi
unutmuştu. Yemekte içkiyi fazla kaçıran Brahe, izin isteyemeyecek kadar
nazikti. İdrar kesesi patlayan bilim adamı, 11 gün acı çektikten sonra öldü.

- Güney Afrika'nın Cape Town Şehri'ndeki bir hastanede gizemli olaylar
oluyordu. Üstelik ölümlerin hepsi, cuma günleri 311 numaralı yoğun bakım
odasında gerçekleşiyordu. Hemşireler ve doktorlar buna bir çözüm
bulamayınca, devreye polis girdi. Araştırmalar sonuç vermedi. Sır ölümlere
uzun süre açıklama getirilemedi. Uzmanlar, odanın havasını bakteriyolojik
olarak kontrol ettiler. Sonuç sıfırdı. Bu arada ölümler devam etti. Sonunda
oda sürekli olarak gözetim altına alındı ve neden ortaya çıktı. Cuma
sabahları saat 06.00'da odaları temizleyen görevli, hastanın başındaki
solunum cihazının fişini çekerek elektrik süpürgesinin fişini takıyordu.

- Marco ve Roberto adlı iki kardeş, hiç geçinemiyorlardı . Roberto'nun sık
sık kendisiyle dalga geçmesine dayanamayan Marco, kardeşini öldürdü ama onun
ölümünden 5 dakika sonra kendisi de öldü. Çünkü Marco ile Roberto, aynı
donanım sistemini paylaşan ikizlerdi. Roberto ölünce, Marco'nun da kan
dolaşımı durmuştu.

- ABD'nin Alabama Eyaleti'nde 25 yaşındaki bir asker tükürme alışkanlığının
kurbanı oldu. Pencere kenarında oturarak tükürüğünü sokak lambasına isabet
ettirmeye çalışan bir asker, dengesini kaybedip 11. kattan düşerek hayatını
kaybetti.

- 1995 yılında Coca Cola makinesinden bedava soda almaya çalışan bir adam,
aniden fırlayan kola kutusu yüzünden hayatını kaybetti.

- Jake Fen isimli Macar adam, eşini korkutmak için kendisini asmış pozu
verdi. Eve gelen eş, kocasını o halde görünce bayıldı. Kapıyı açık gören
komşu kadın içeriye girince, iki cesetle karşılaştığını sanıp evi soydu.
Topladıkları ile çıkarken, Jake kadına bir tekme attı. Cesedin canlandığını
sanan kadın, korkudan öldü.

- New York'ta caddede bir adama araç hafifçe çarptı. Adama bir şey
olmamıştı. Şoförle konuştu ve kalkacakken olayı gören biri yanına gelerek,
kalkmazsa sigortadan para alabileceğini söyleyince yeniden aracın önüne
yattı. Araç sürücüsü ise adamın gittiğini düşünerek gaza bastı ve adam öldü.

- Bayan Carson, Amerika'nın New York Kenti'nde yaşıyordu. Bir gün eğlenmek
için cenaze işleri yapan bir şirketle anlaştı. Şirket eve telefon etti ve
bayan Carson'un kalp krizi geçirip öldüğünü söyledi. Aile hemen koştu. Bu
sırada tabutun içinde yatan bayan Carson, birden doğruluverdi. Ama kızı o
anda kalp krizi geçirip öldü.

- Romollo Ribaldo, işsizdi. Pisa Kenti'nde oturan 42 yaşındaki bu İtalyan,
bir gün tabanca ile intihar etmeye hazırlandı. Eşi onu engellemek için dil
döktü. Sonunda Romolo, ağlamaya başladı ve intihardan vazgeçip silahını yere
fırlattı. Ateş alan tabancadan çıkan mermi eşine isabet etti ve eşi öldü.

- Sibirya'nın köylerinden birinde cenaze mezarlığa götürülüyormuş. Mısır
tarlasının ortasında, tabut köylülerin ellerinden düşüvermiş. Tabutun
içindeki ceset düşüp dereye yuvarlanmış. Akıntı, cesedi dinamitle avlanan
balıkçıların yanına sürüklemiş. Balıkçılar "Acaba adamı dinamitle biz mi
öldürdük?" diye endişeye kapılarak, cesedi askeri kışlanın tellerine
bırakmışlar. Nöbetçi er, bölgeye birinin yaklaştığını düşünerek cesedi
yaylım ateşine tutmuş. Hemen ambulans çağrılmış. Delik deşik olan ceset,
hastaneye kaldırılmış. Operasyon 6 saat sürmüş. Ameliyattan çıkan doktor,
alnından akan terleri silmiş ve "Çok zor oldu ama galiba yaşayacak" demiş

- 1983'te mağazada hırsızlık yaparken yakalanan San Diegolu bir kadın,
polislere 'eğer onu bırakmazlarsa' morarana kadar nefesini tutacağını
söyledi. Polisler kadını bırakmadılar, o da gerçekten ölünceye kadar
nefesini tuttu.

- Bir fil bakıcısı filin temizliği ile ilgilenirken filin posasının altında
kalıp can vermiş.

- Bir lunaparkın 2 kafadar gece bekçisi, park kapandıktan sonra dönen
salıncaklara binmeye karar vermişler. Yönetici kabinine girmişler, aleti
çalıştırmışlar. Makinenin ısınması için 1 dakika kadar süre gerekiyor tabii.
Salıncaklara bir güzel kurulmuşlar. 1 dakikalık süre geçmiş, alet çalışmaya
başlamış. Ama 2 kafadar, seans süresini ayarlamayı unutunca bütün gece
kusarak ölmüş.

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

Mutluluğun Gizi

22/3/2008 · Kategori: Yazi_Edebiyat_Siir

Bir tüccar Mutluluğun Gizi'ni öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.
            Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sarayda bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.
            Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Gizi'ni açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş.

            "Ama, sizden bir ricada bulanacağım", diye eklemiş, delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla sıvıyağ koymuş. "Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz."

            Delikanlı sarayın merdivenlerini inip-çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış. "Güzel, demiş bilge, peki yemek salonumda ki acem halılarını gördünüz mü?
            Bahçıvan Başı'nın yetiştirmek için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü?
            Kütüphanedeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?
            Utanan delikanlı hiçbir şey görmediğini itiraf etmek zorunda kalmış. çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka bir şeye dikkat edememiş.
            "Öyleyse git, evrenin harikalarını tanı", demiş ona bilge, "oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin."
            İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş. Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat yapıtlarının zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış.
            "Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?" diye sormuş bilge.
            Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş.

            "Peki", demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, "sana verebileceğim tek bir öğüt var: Mutluluğun Gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan."

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Online Blogcu Ziyaretçi Sayacı