Moda-Güzellik-Sağlık ve Yaz Hayallerim !!

8/7/2008 · Kategori: Moda_Guzellik_Saglik

Merhabaaaa :)

Sitenin ziyaretçi sayısı azaldı :( En çok yazı yazmak istediğim şu dönemde fazla kişi tarafından takip edilmemem açıkçası üzücü.  Her neyse,  karşınızda Moda Güzellik Sağlık kategorisinin bir üyesi, konusu ise her üçü birden!

Yaz hayallerimden birini gerçekleştirdim. Ne mi yaptım? Sağ kulağıma ikinci deliği açtırdım! Ancak   sabır konusunda beceriksizin teki olduğum için o mavi küpeyi orada 1 hafta bekletmeye dayanamadım ve 2 gün geçtikten sonra küpeyi çıkarttım! Yani çok da iyi halt ettim, sonrasında delik birkaç kez tıkandı, anneme yalvarışlarımın sonunda çığlıklar eşliğinde zar zor açtık. Aynı şey birkaç kez yine oldu. Şu an çok kötü değil kulağım ama küpeyi çıkarttığımda kulağımın kanayacağını hissediyorum, ki zaten anında sırılsıklam oluyor.  İltihaplanmış olabilir belki de. Her neyse...  Bu arada annemin gözleminin bir sonucu, eczacı kadın kulağımı yamuk delmiş!  Küpe de bu yüzden çok güzel durmuyor ama neyse artık...

İkinci yaz hayalim olan **BroNzLaŞmAk** da gerçekleşti sayılır.  Çok açık ve hassas tenliyim. 30 faktör kullanıyorum!  Ne kadar özen göstermeme rağmen  ilk gün ıstakoz gibi kızardım, gece uyuyamadım!!  Sonra da yüzüm soyulmaya başladı, hala da felaket soyuluyor. Bronzluğum kayboluyor :(  Vücudum bronzluğundan bir şey kaybetmedi ama yüzümün hali per perişan...

Sıcaklarda uzun saç dayanılmaz oluyor. Topluyorsun topluyorsun da bir yere kadar yani. Aylar önce bir kuaförün söylediklerini çok feci ciddiye aldım ve uzun süre saçlarımı kestirmeyeceğim gibi görünüyor.

Annemin saçlarını kestirmek amacıyla ikimiz kuaföre gittik.  Annemi aldıktan sonra  beni de ayna karşısına oturttular ve kuaför başladı konuşmaya.  '' Ne kadar güzel bir saç rengin var öyle!''  , ''Öyle mi? Ben hiç sevmiyorum ama.''...    ''Olur mu canım, bence sen bu saçların kıymetini bil, birkaç sene sonra kaybettikten sonra pişman olma.  Doğal röfleli gibi,  diplerin koyu ama aralarından açık sarı görünüyor. Saçlarını sakın kestireyim deme , bu rengi kaybedersin.  Birkaç sene sonra zaten tamamen kopkoyu olacak, şimdiden harcama.  Kakül falan da yapma, öyle de koyu renklerini ortaya çıkarmış olursun, olmaz! Sen bu saça çok güzel modeller de yapabilirsin.'' diye  etkileyici bir konuşma yaptıktan sonra bir tanesini bile hatırlayamadığım binbir tane model önerdi ve o gün bugündür saçlarımı daha çok sevmeye başladım. Eskiden kendimi Paris Hilton gibi hissediyordum oysa o sarı saçlarla!

Kaşlarımdan ise nefret ediyorum! Allah'ım sanki orman adamıyım, bu kadar kalın olabilir mi bir kaş!  Neyse ki annemle karar verdik, okullar açılmadan bir hafta önce kuaföre gidip kaşlarımı aldıracağız. İnşallah fazla acılı değildir!

Boyumdan da rahatsızım, 13 yaşındaki birine göre kısa bence!  Yüzüyorum, yüzüyorum... Bir faydasını görerim umarım.

Şu sıralar annemin giysilerine kafayı taktım. Artık yeni bikinim, annemin geçen yaz aldığı yeni bikinisi :) Biraz da bencillik ettim galiba ama sonuçta hep o teklif ediyor bana bir şeylerini vermeyi! Mesela şortunu verdi, turuncu elbisesini verdi, boyundan askılı yeşil bir body verdi, tişörtler, pijamalar, daha neler nelerrr :) Bir teşekkür ve bir öpücüksüz asla amaaa...!!!

Sevgiyle kalın :)

Kalıcı Bağlantı Yorum (12) Yorum yaz!

İstek üzerine bir güzellik yazısı...:)

9/3/2008 · Kategori: Moda_Guzellik_Saglik

  1. Selammmm!
  2. Kısa bir süre önce Moda&Güzellik&Sağlık  kategorisini biraz doldurmam gerektiği hakkında bir öneri gelmişti. Bu siteyi biraz incelediğinizde genellikle en cahil olduğum konuda bile kendi yazılarımı yazmayı tercih ettiğimi görürsünüz. Tabii kopyalanmış yazılar da yok değil hatta bolca mevcut, ama yine de bir şeyler yazacaksam bana ait olsun istiyorum. Bu durumda da yazıların eklendiği tarihler mecburen biraz ileriye kayıyor, her an her dakika yazamayacağıma göre! Her neyse, istek üzerine bu okuduğunuz yazı Moda&Güzellik&Sağlık ailesinin bir bireyi olacak. Yalnız bu seferki benden değil! Zahmetlere katlanıp sizlere yararlı olabilceğini düşündüğüm bir yazı kopyaladım. İyi okumalar:)
  3. GÜNLÜK TEMİZLEYİCİLER
  4. Su
  5. Suyla temastan hoşlanıyorsanız, su ile durulanabilen bir jel veya köpüklü krem kullanın. Musluk suyu, çok temiz de olsa, tek başına kir ve makyaj artıklarını çıkarmaya yeterli değildir. Yüzünüzü durularken ılık su kullanın; ılık su cilt ısınıza daha yakın olduğu için temizleyicilerin yağ ve kirleri daha iyi eritmesine yardımcı olur. Yüzünüzü ılık su ile iyice duruladıktan sonra soğuk su uygulayın, böylece gözenekleriniz sıkılaşacak ve cildinize canlılık gelecektir. Cildinizi temizledikten hemen sonra kurulayın. Su buharlaşmaya başlayınca cildinizi nemsiz bırakabilir.
  6. Sabun
  7. Klasik sabunlar cildi kuruttukları için genellikle önerilmez. Kurumuş bir cilt dayanıksızlaşır, tahriş ve çizgi oluşumuna meyilli bir hale gelir. Bu nedenle sabunsuz temizleyicileri tercih edin.
  8. Jel
  9. Hafif yapıda oldukları için, özellikle karma ve yağlı ciltler için uygundur. Cildi yıpratmadan ve kurutmadan derinlemesine temizlerler. Bazılarında yatıştırıcı ve anti-bakteriyel aktifler de bulunur. İdeal uygulama yöntemi, küçük ve yuvarlak formda bir yüz fırçası* ile uygulamaktır: fırçayı ıslatın, fazla suyunu silkeleyerek atın, fındık büyüklüğünde bir parça jeli fırçanın üzerine koyun ve tüm yüzünüze küçük ve dairesel hareketlerle uygulayın.


Dikkat: Yüzünüzde sivilceler varsa fırça yerine parmaklarınızı kullanın. Fırça sivilcelerinizin dağılmasına neden olabilir.
*Yüz fırçanız yoksa eşinizin veya babanızın kullanmadığı bir tıraş fırçasını temizleyip hijyenik hale getirdikten sonra yüz fırçası olarak kullanabilirsiniz.

Krem

Hassas ve kuru ciltlere daha uygundur. Besleyici ve yumuşatıcı aktifler içerdikleri için kıvamları koyudur. Aynı zamanda yatıştırıcı ve kızarıklık önleyici aktifler de içeren temizleyici kremler, kuru ciltlere konfor ve rahatlık sağlar.

Makyaj çıkarıcı su

Hiç makyaj yapmayanlar veya çok hafif yapanlar için idealdir. Alkolsüz ve renksizdirler; yapıları çok hafiftir, her cilt tipine ve cildin pH oranına uygundur. Durulama gerektirmeden bir pamuk ile yüze ve boyuna uygulamak yeterlidir. Temizleyici ve yatıştırıcı bitkisel özlerle zenginleştirildikleri için cilde sıkılık, güç ve ışıltı verirler.

Makyaj çıkarıcı süt

Yoğun makyajları cildi yıpratmadan çıkarmakta çok etkilidir. Cilt tiplerine uygun değişik içeriklerde olanları vardır. Akıcı yapısı sayesinde yumuşak bir temizlik sağlar. Yüz ve boynunuza bir pamukla veya parmak uçlarınızla uygulayabilirsiniz. Sonrasında süt artıklarını temizlemek için tonik uygulayın.

Makyaj çıkarıcı yağ

Yoğun ve suya dayanıklı makyaj yapanlar için uygundur. Dayanıklılığı yüksek ve yağlı rujları, suya dayanıklı rimelleri tam anlamıyla çıkaran yegane temizleyicilerdir. Adları "yağ" olsa da yağsız ve her cilt tipine uygundurlar. Nemsizliği önlerler. Genellikle öz yağlarla, anti-age aktiflerle ve yatıştırıcı ajanlarla zenginleştirilmişlerdir. Cilde satenimsi bir görünüm ve yumuşak bir dokunuş kazandırırlar.

Makyaj çıkarıcı mendiller

Hafif makyaj yapanlar ve zamanı az olanlar için idealdir. Temizleyici ajanlarla nemlendirilmiş ve alkolsüz olan bu mendiller göz dahil, yüz ve boyundaki makyajı hızla ve yumuşaklıkla çıkarır. Özellikle yolculuklarda son derece pratiktir. Pek çok çeşidi vardır: kuru ciltler için kremli olanlar, hassas ciltler için yatıştırıcı olanlar, nemlendiricililer vb.


Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

GüZeLLik DeRTLeRi....!

9/2/2008 · Kategori: Moda_Guzellik_Saglik

Merhabaaa...:)
Az önce eski yazılarıma bir göz attım da, neler yazmışım nelerrr! Çat kozmetik gıcıklıkları sinirimi bozmuş yazmışım, pat ünlülerin moda anlayışları komiğime gitmiş sizlerle paylaşmışım, Avril evlenince çok değişti diye dertsiz başıma dert almışım, çocukluğumu özlemişim ''nostalji''ye takılmışım, kibirli insanlardan nefret etmişim, hayatın bana attığı kazıklardan sonra insanların ''değerini bilmeye'' çalışmışım...Belki de yabancısınız bu saydıklarıma, eğer çok merak ediyorsanız eski eklenen yazıları bir dolaşın. Malum, sitenin eski ziyaretçileri bilir bunları:)  Neyse! Sizin de hakkında uzun uzun konuşabileceğiniz favori derdiniz güzellik dertlerinizdir herhalde. Yanılıyor muyum? Sonuçta bu konu hakkında konuşmak inanılmaz zevkli kızlar arasında, yani kız görüntüsünden hiç memnun olmasa bile bu sohpetlerin arasına katılmaktan çok hoşlanır gibime geliyor.
 
En büyük derdim ne biliyor musunuz? Sivilce:) Tabii bu dert yalnızca güzellik dertleri kategorisindeki 1 numaralı dert, yani tüm dertlerin arasındaki en büyük derdim değil! Benim aslında bin türlü güzellik derdim var ama çok da bakımsız bir insan zannetmeyin beni:) Yani uğraşıyorum, en azından temiz ve bakımlı görünmek için. Tabii ki  bunların yanı sıra güzel de görünmek istiyorum ama o kadarıyla hiç upraşacak halim yok...Zamanım yok... Ama hepsinden önemlisi içimden hiç uğraşasım gelmiyor. Mesela bu sivilceler yüzünden her akşam böyle temizleyici bir sabun gibi bir şeyle (!) yüzümü yıkamak zorundayım ya, ona bile üşendiğim zamanlar oluyor bazen. Bu arada sabun dedim ama ben aslında jel kullanıyorum; Clean Clear  Advantage Akne Jeli:)  Ama ne yaparsam yapayım geçmiyorlar bir türlü!

En iyi baktığım böle dudaklarım:) Ama bana şöyle bir baktığınızda bunu farketmeniz  imkansız!  Çünkü sanki dudaklarım yok gibi, neredeyse  görünmüyorlar:)  Ama aslında en bakımlı bölge onlar diğerlerine kıyasla. İşin aslı ben de bu bakıma yeni başladım sayılır.Yaklaşık bir ay oldu. Nasıl başladığıma gelince...Bir markette Nivea'nın bir dudak kremini gördüm, fazla bütçemi bozan bir ürün olmadığından satın aldım, haliyle kullanmaya başladım. Çok yumoş yapıyor dudakları! Size de tavsiye ederim. Üstelik renksiz bir dudak kremi bu. Adı da Nivea Repair&Protection Lip Care.  Ben her an her yerde aklıma geldikçe sürüyorum. Ama hiçbir zaman dudaklarım dolgunlaşmayacak, biliyorum:) Bu ürünün görevi de bu değil zaten, görevi yumoş yapmak:) Neyse, devam edelim:)

İnanır mısınız, makyaj yapan insanlara fena halde özeniyorum! Çünkü makyaj yapmıyorum, yapamıyorum, içimden gelmiyor! Ve tahmin edeceğiniz gibi bu durumdan hiç hoşnut değilim. Yani makyaj mucizelerinden yararlanmış kızlar gördüğümde orda burda, kendi halime bakıp çok üzülüyorum! Ama ne yapayım ki, HİÇ İÇİMDEN GELMİYOR....:(

Aman boşverin, öenm kazanan her şey dalgasına bu dünyada! Ben de eskiden çok takardım bu dertleri, ama sonra sallamaya karar verdim! Tamam, belki güzel olanlar insanların gözünde daha hoş birer kişilikler ama burada dağ gibi kendiniz hakkında düşünceleriniz dururken başkalarının fikrinin hiçbir önemi yok. Unutun gitsin! Hem kim her zaman vücudundan tam anlamıyla memnun oluyor ki? Önemli olan dış güzellik değil iç güzellik. İnsanların fikirlerinin de bu yönde değişmesi biraz zaman alacak biliyoruz ama yine de, en azından kendinizi iyi hissetmeniz için böyle düşünmeye değer!
Ne diyor Göksel? ''Boşver kılıfımı, boşver! Benim içim güzel...Boşver süsü püsü, boşver! Sade sade bana gel...''
Aman yine de kontrolü tamamiyle elden bırakmayın, temiz ve bakımlı görünmeye özen gösterin:)
Unutmayın ki kimse pis bir insanla beraber takılmak istemez! Her şeyden önce haftada en az iki kez banyo yapın, dişlerinizi günde sabah ve akşam olmak üzere iki kez fırçalayın, fazla kir ve ter kokmamak için çabalayın, tırnakları fazla uzatmayın. Unutmayın, bu kurallar çok da güzellikle alakalı değil, Her şeyden önce sağlıklı bir yaşam ve insanlar arasında saygı kazanmak için geçerli olan temel kurallar. Bunları uygulamayan, her daim pis ve bakımsız görünen birisi toplum içinde çok ama çok dışlanan birisi olur. İnsanlar o kişinin yanına bile yaklaşmak istemez! Benim ''unutun gitsin!'' dediğim şeyler kendinizi ''ben çirkinim!'' diye komplekse sokmamanız için söylediğim öğütlerdi.(!). Oysa bu kuralların güzellikel çirkinlikle hiçbir alakası yok, öyle değil mi? Kendinizi güzellik açısından yeterli bulmazsınız belki ama en azından ''Ben temizim!!'' diyebilirsiniz.
Yani sözün özü şu ki; güzellikle ilgili dertlerinizi sallayın!
Ama temizlik kurallarını çok ciddiye alın çünkü pis dolaşıyorsanzı kendinize saygınızın olmadığı gibi, başkalarına da saygınız yok demektir.

Sevgiyle kalın....! :)

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Ayak sağlığı önemliymiş demek ki...

18/5/2007 · Kategori: Moda_Guzellik_Saglik

Şu ana kadar ayak sağlığı bana dünyanın en anlamsız ve gereksiz olayı gibi görünmüştür. Ama son zamanlarda fikrim çok değişti bu konuda.

O şirin, mini mini babetlerin sahibi oldum!!! Çok mutluydum, çünkü modeli çok güzeldi. Ama bir gün okula giderken giydiğimde ayaklarımı çok acıttığını farkettim. Özellikle de parmak uçlarını... Oysa ki babetler giye giye alışılırmış, ilk günlerde acı duyulması normalmiş. İnsan böyle ayakkabılar giyince o güzelim Nike'ların değerini anlıyor:) Neyse; ayaklarımız önemliymiş, hem de çok önemli... İşte ayak sağlığı için yapılması gerekenler...

 

* Ayakkabılar emmiş olduğu teri ancak 24 saatte buharlaştırabiliyorlar. Bu yüzden aynı ayakkabıyı 2 gün ara ile giymekte fayda var. Bu sayede ayakkabılarımızın ömrünü uzatmış oluruz.

* Giydiğimiz ayakkabının modeli önemli elbette; ancak rahatlığı onda çok ön planda olmalı. Bu yüzden ayakkabı seçimimizi özenle yapmalıyız.

* Ayakkabı alırken yapılan en büyük hatalardan biri iseher iki tekini de denememek... Ayakkabıların iki tekini de denemeli, mağazada kısa bir tur atıp rahatlığını ölçmeliyiz.

* Ayakkabının vurması kesinlikle ürünün hatalı oluşundan kaynaklanmıyor. 40 beden giyen birinin 36 bedenin içine girememesi gibi, alacağımız ayakkabının numara ve kalıbı da yaklarımızı rahatsız edebilir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Pamela'nın mağazası Nişantaşı'nda açıldı !!

30/3/2007 · Kategori: Moda_Guzellik_Saglik

Arkadaşlar Pamela ve Ufuk Spence Nişantaşı'nda bir mağaza açmışlar! Mağazanın adı ''Uff!'' ...   Mağazada tahmin edersiniz ki Pamela'nın tarzındaki kıyafetler satışa sunulacak. Ayrıca bilgilere göre mağazadaki kıyafetler Pamela'nın konserlerinde ve günlük hayatında kullandığı kıyafetleriymiş. Bizimle paylaşması ne güzel! Zaten biz bayılıyoruz tarzına, öyle değil mi? Ben mağazayı ziyaret etmeyen hiç kimse kalmasın derim!

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

« Önceki ::